22 Mayıs 2013 Çarşamba

HAVA SAVUNMA FÜZE SİSTEMİNDE KIRAN KIRANA SAVAŞ


ABD, Rusya, Çin bu ihale için savaşa girdi

Savunma Sanaayi Müsteşarlığı (SSM) tarafından yönetilen ihalede Türkiye teklif gönderen firmalara “yüzde 50’si yerli üretim olacak” şartına yer vermişti. Müsteşarlık yetkilileri, önümüzdeki günlerde yapılacak Savunma Sanaayi İcra Komitesi toplantısında ihalenin tekrar masaya geleceğini söylediler.
TÜRKİYE YERLİ ÜRETİM DİYOR3 Ocak’ta Başbakan Tayyip Erdoğan başkanlığında yapılan Savunma Sanayi İcra Komitesi toplantısında 4 milyarlık ihale de gündeme geldi. Ancak komite, ihaleye giren firmalara en az yüzde 50 yerli katılım oranı şartı getirdi. Rus silah şirketi Rosoboronexport’un başkanı Sergei Ladygin, Rus basınına da yansıyan haberlere göre önceki gün Peru’daki silah fuarında, “Rusya, S-300 sisteminin gelişmiş versiyonu olan S-300PMU1 sistemini Türkiye ile ortak olarak geliştirip üretmeye hazırdır. Örneğin bu çerçevede füzeler Türk taşıyıcı rampalarına göre uyarlanabilir” açıklamasında bulundu.
ÇİN FİYAT KIRDISSM’den üst düzey bir yetkili, 3 milyar doların altındaki teklifiyle Çin’in de atağa geçtiğini ve teklifini sunduğu söyledi. Yetkili son kararı komiteye başkanlık eden Erdoğan’ın vereceğini belirtti.
ABD İLE GÖRÜŞME SÜRÜYORBaşbakan Erdoğan, Washington’da ABD Başkanı Barack Obama ile yaptığı görüşmenin ardından ortak basın toplansında, “Savunma sanayi ile ilgili konuları da ele aldık. Açıkçası tarihi bir gün yaşadığımıza inanıyorum. Güvenlik ve istikrara daha fazla hizmet edecektir” diyerek bu konunun da gündeme geldiğinin işaretini vermişti.
NATO onayına gerek kalmayacakTSK envanterinde uzun menzilli füze ve hava savunma sistemi bulunmuyor. Bu füzeler alınınca düşman tarafından gönderilecek uzun menzilli füzeler, fırlatıldıkları zaman tespit edilerek havada yok edilecek. Sistemler düşman uçaklarına karşı da savunma sağlayacak. Dev projede, Amerikan Patriot, Rus S-300, Çin HQ-9, Fransa-İtalya SAMP/T füze sistemleri yarışıyor. Türkiye halihazırda Suriye’den gelecek tehditlere karşı, NATO onayı ve desteği ile ABD, Almanya ve Hollanda’dan temin edilen Patriot sistemini kullanıyor.

18 Mayıs 2013 Cumartesi

SSM'nin 50 milyar dolarlık bütçesi


50 milyar dolarlık bütçe


Yeni nesil savaş uçağı (JSF), yeni tip denizaltı, ALTAY Milli Muharebe Tankı, ATAK Helikopteri, A400M ulaştırma uçağı, MİLGEM Muharebe Gemisi, güdümlü füze gibi projelerin yürütüldüğü Türk savunma sanayinin cirosu ve ihracatı, son yıllarda büyük artış gösterdi.


Uluslararası standartlarda üretilen zırhlı araçlar, sahil güvenlik botları, karakol gemileri, gece görüş ve hedef sistemleri, elektronik harp, test ve eğitim sistemleri, yazılım tabanlı telsizler, atış kontrol sistemleri, uçak simülatörleri, hava savunma sistemleri, topçu roketleri ve obüsleri, tüm dünyada büyük rağbet görüyor.

Savunma ve havacılık sektörünün 2012 yılı cirosu, önceki yıla göre yüzde 9 artarak 4,75 milyar dolara yükseldi. Sektörün sürdürülebilirliği açısından kritik önem taşıyan savunma ve havacılık ürünleri ihracatı ise 2011'e göre yüzde 16 artarak 1,26 milyar dolar oldu.


HEDEF 2 MİLYAR DOLAR

SSM, 2016 yılında savunma ve havacılık sektör cirosunun 8 milyar dolara, ihracatın 2 milyar dolara ulaşmasını hedefliyor.

Savunma firmalarının özkaynaklarıyla gerçekleştirdikleri Ar-Ge yatırımları 200 milyon dolar, dış finansman dahil yaptıkları Ar-Ge harcamaları da 2011 yılına göre yüzde 15 artarak 772 milyon dolar oldu.

Özellikle 2004 yılından itibaren Savunma Sanayii Müsteşarlığının iş yükü sürekli artış gösterdi. Sözleşmesi imzalanmış projelerin toplam bedeli 2008 yılında 24,5 milyar lira iken, bu rakam 2009'da 36,6 milyar liraya, 2010'da 38,5 milyar liraya, 2011'de 40,9 milyar liraya çıktı. 2012 yılına gelindiğinde yürürlükteki proje sayısı 310'a, SSM'nin yönettiği bütçe, yani sözleşmeye bağlanmış 180 projenin bedeli de 5 yıl öncesine göre yüzde 85 artarak 45,4 milyar liraya ulaştı.

Toplam 45,4 milyar liralık sözleşme bedelinin yüzde 53'ü ortak üretim, yüzde 27'si yurt içi geliştirme, yüzde 11'i hazır alım, yüzde 8'i konsorsiyum ve yüzde 1'i de Ar-Ge projelerinden oluşuyor.

Savunma Sanayii Müsteşarlığının en büyük projeleri arasında ilk sırayı 16 milyar dolarla Müşterek Taarruz Uçağı (JSF) alırken, bu projeyi, 3,3 milyar dolarla ATAK Helikopteri, 2 milyar avro ile Yeni Tip Denizaltı projesi izliyor.

SSM'nin sözleşmesi imzalanmış bazı büyük projeleri ve bedelleri şöyle:

Proje Sözleşme bedeli

--------------- -----------------

Müşterek Taarruz Uçağı (JSF) 16.000.000.000 Dolar

ATAK Helikopteri 3.300.000.000 Dolar

Yeni Tip Denizaltı 2.060.000.000 Euro

A400M Ulaştırma Uçağı 1.332.000.000 Euro

M60 Tank Modernizasyonu 687.500.000 Dolar

ALTAY Milli Tank 494.000.000 Dolar

Sea Hawk Deniz Helikopteri 557.269.757 Dolar

Mayın Avlama Gemisi 625.000.000 Dolar

MİLGEM 127.800.000 Dolar

Yeni Tip Karakol Botu 402.000.000 Euro

Amfibi Gemi 391.250.000 Euro
http://www.sabah.com.tr/Ekonomi/2013/05/18/50-milyar-dolarlik-butce

14 Mayıs 2013 Salı

TULPAR zırhlı personel taşıyıcı


Mrtp 44



4 bin tonluk savaş gemisini dize getirecek 'sırtlan' üretiyor

Aysel YÜCEL
İSTANBUL - Askeri gemi inşasında büyük başarılara imza atarak, tüm dünyanın tanıdığı uluslararası bir Türk markası yaratan Yonca Onuk, yüksek hız ve teknolojiye sahip Kaan sınıfı  botlarının en yenisi MRTP 44'te oldukça iddialı. MRTP 44'lerde teknolojinin sınırlarını zorlayan Yonca Onuk, 110 metrelik hücumbotlardaki silah sistemlerini 47 metrelik tekneye yerleştirecek, hız ve kıvraklığı ile büyük savaş gemilerine meydan okuyacak. Yonca Onuk Yönetim
Kurulu Başkan Vekili Ekber Onuk, "MRTP 44 çok iddialı bir proje. Sırtlandan ilham alarak ürettiğimiz bu küçük tekne ile büyük hücumbotlardan daha hızlı bir denizcilik elde edeceğiz ve 4 bin tonluk büyük bir savaş gemisini perişan edebilecek güce ulaşacağız" dedi.
Ürettikleri teknolojide doğadan da ilham aldıklarını vurgulayan Onuk, severek izledikleri belgesellerde sırtların aslanlarla mücadelesinden yola çıkarak savaş gemilerini buna göre inşa ettiklerini aktardı. Onuk, birkaç sırtlanın birleşerek bir aslanı nasıl yendiğini hayranlıkla izlediklerini belirterek aynı şekilde kendi teknelerini de büyük bir hücumbot ile savaşabilecek teknolojide üretmeyi amaçladıklarını söyledi. Şu anda MRTP 44 üzerinde  alıştıklarını belirten Onuk, "MRTP 44'ten sonra şimdilik daha ötmeye gitmeyi düşünmüyoruz. Çünkü bu çok iddialı bir proje" dedi. 47 metrelik bu tekneyi en son teknoloji ile donatacaklarını kaydeden Onuk, şu açıklamalarda bulundu: "MRTP 44, 47 metrelik bir tekne olmasına rağmen hedefimiz bu teknenin, 65 metrelik hücumbotlardan daha güçlü olması.
Bunun için bir kaç hücumbotu ciddi anlamda inceledik. Daha küçük bir tekne ile onlardan daha güçlü bir denizcilik hedefliyoruz. Biz teknelerimizi bir gün en iyisi ile karşılaşılabileceğini gözönünde bulundurarak tasarlıyoruz. 110 metrelik hücumbotlarında olan silah sistemlerini teklerimize yerleştiriyoruz. Bir sırtlan sürüsü bir kaç aslandan daha güçlü. Bu nedenle inanıyoruz ki, elimizdeki çok yetenekli atış gücü yüksek hareketli platformlar, bilinen büyük savaş gemilerinden çok daha etkili olabilir. Bunun için de çeşitli taktikler geliştiriyoruz. MRTP 34 de 40 mili metre top alabilecek durumda. Böyle birkaç bot aşağı yukarı 4 bin tonluk bir savaş gemisini perişan edebilir."
60 milyon dolarlık dev tesis yapacak
İhracat yaptığı ülkelere her geçen gün yenisini ekleyen Yonca Onuk'a mevcut üretim kapasiteleri de dar geldi. Şirket, Malezya ve Uzakdoğu'dan sonra yakın zamanda Mısır'da da bir üretim tesisi açtı, Türkiye'de ise 60 milyon dolarlık yatırımla Tuzla'da mevcut tesisinin iki katından fazla büyüklükte yeni bir üretim merkezi açmaya hazırlanıyor. Tuzla'daki üretim merkezlerinin artık kendilerine yetmediğine dikkat çeken Onuk, yeni yatırım planı ile ilgili şu açıklamalarda bulundu:
"Mevcut merkezimiz 12 bin m2'lik bir kapalı alana sahip ve bu tesis bizim için artık yetersiz kalıyor. Bu nedenle yeni bir gemi inşa merkezi açma kararı aldık. Yeni yapacağımız tesis yaklaşık 30 bin m2 olacak. Bu tesisi tamamen baştan kendi standartlarımıza ve ihtiyaçlarımıza göre inşa edeceğiz ve bunun için yaklaşık olarak 60 milyon euroluk yatırım yapacağız."
120 'Kaan' botu dünya denizlerini koruyor
Sahil güvenlik botlarının yanı sıra yüksek hızlı hücumbot üretimi  yapan Yonca Onuk, Pakistan, Malezya, Gürcistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Mısır ve Kıbrıs gibi pek çok ülkeye Kaan sınıfı hücumbotlar ihraç ediyor. 12 bin m2'lik kapalı alanda üretim yapan tersanenin 28'si mühendis olmak üzere toplam 200 çalışanı bulunuyor. Geçtiğimiz
aylarda suya indirilerek Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'na teslim edilen sahil güvenlik botu tersanesinin Tuzla'da inşa ettiği 100. gemi oldu. Yonca Onuk'un Malezya, Uzakdoğu'daki  merkezlerinde inşa edilenlerle birlikte bugün 120 askeri gemisi dünya sularında seyir yapıyor. Uzmanlık alanını yüksek hızlı tekneler olarak belirleyen ve askeri gemi projelerinin dışına çıkmama kararı alan tersane, yılda 3 adet MRTP 34, 4 adet MRTP 24, 8 adet MRTP 20 ve 8-14 adet MRTP 16 üretim kapasitesine sahip. Tekne inşasında kompozit malzeme tercih eden Yonca Onuk'un tekneleri bu nedenle hem sağlam hem de hızlı.
Savaş stratejileri değişti askeri teknelere talep arttı
Sayfa 2 / 2

Savaş stratejileri değişti askeri teknelere talep arttı
Ülkelerin savaş stratejilerinde yeni bir döneme geçtiğini belirten Ekber Onuk, “Artık ülkelerin kendi kıyısal sularını koruma ihtiyacı doğdu, yeni savaş ortamı da kıyısal sular oldu" dedi. Savaş uçaklarının ikinci plana düştüğünü, sahil güvenlik botlarının ve hücumbotlarının ise öneminin arttığına dikkat çeken Onuk, özellikle  Afrika'nın bu tür güvenlik botlarına ihtiyacının artığını ifade etti. Afrika'daki bu talebi karşılamaya hazır olduklarını vurgulayan Onuk, şöyle konuştu:
"Ekonomik gücü iyi olan 20 ülke dışındaki her ülke, bir şekilde kıyısal sularını korumak için 10 ila 60 arasında küçük teknelere ihtiyaç duyuyor. Biz zaten böyle bir teknolojiye sahiptik ve hazırdık. Fırsat bizim önümüze geldi.
Afrika ülkelerinin çoğu korsanlıkla mücadele ediyor. Bizim de korsanlıkla mücadele için çözümlerimiz var. Yine Nijerya'nın açık denizlerdeki petrol platformlarına yönelik saldırıları önlemeye ve kaçak avlanmaya karşı önlem alınmaya ihtiyacı var. İşte bizim Kaan sınıfı MRTP teknelerimiz bu ihtiyaçları fazlasıyla karşılıyor."
'En pahalıyız, çünkü en iyiyiz'
'Otomobilde Porsche ve Ferrari ne ise askeri teknelerde de Yonca Onuk o' şeklinde iddialı bir yorumda bulunan Ekber Onuk, "Biz dünyanın en pahalı askeri teknelerini satıyoruz. Çünkü kalite ve teknolojide dünyanın en iyisiyiz. Bütün dünyada bunu biliyor" dedi. Şirket olarak her zaman kimsenin yapamadığını yapmayı amaçladıklarını belirten Onuk, "Biz kimseden teknoloji transferi yapmıyoruz. Ar-Ge'ye çok ciddi miktarlarda yatırım yaparak kendi teknolojimizi üretiyoruz. Kaan sınıfı botlarımız çok yüksek sürat, üstün manevra yeteneği, mükemmel denizcilik ve sığ sularda harekât özellikleri ile kendi klaslarında en iyisi" dedi.
http://www.dunya.com/4-bin-tonluk-savas-gemisini-dize-getirecek-sirtlan-uretiyor-192101h.htm

IDEF'e Yoğun ilgi


13 Mayıs 2013 Pazartesi

ANKA'da büyük sürpriz


ANKA'da büyük sürpriz


13 Mayıs 2013
ANKARA
İki yıllık gecikmenin ardından ANKA İnsansız Hava Aracı Sistemi’nde seri üretime geçiş aşamasına bir sürprizle gelindi. Araç uydudan kontrol edilecek, kumanda menzili de 1.000 km’ye kadar çıkacak.

Türk Havacılık ve Uzay Sanayii AŞ (TUSAŞ) tarafından geliştirilen ve 2011'den bu yana uçuş testlerine devam edilen ANKA İnsansız Hava Aracı Sistemi (İHA), seri üretime hazır hale geldi. En az 2 yıllık gecikme yaşanan projede son anda sürpriz bir karar alındı. İlk Türk İHA'sı uydudan kontrol edilecek. Bunun için de mevcut ANKA'ya SATCOM adı verilen uydu kontrol sistemi yerleştirilecek. TUSAŞ ve Savunma Sanayii Müsteşarlığı (SSM) arasında imzalanacak seri üretim anlaşmasının ardından, 10 adet ANKA'nın 2 yıl içinde Hava Kuvvetleri Komutanlığı'na teslim edilmesi öngörülüyor.
ANKA'nın uydudan kontrolüyle birlikte kumanda menzilinin de 1.000 km'ye kadar çıkacağı dile getiriliyor. Zaman'a konuşan Savunma kaynakları, “Şu ana kadar ANKA hangi şehirde uçurulacaksa yer kontrol istasyonunun da en azından o bölgeye yakın bir yere kurulması gerekiyordu. Fakat uydu sistemiyle birlikte, Batman'da keşif ve gözetleme görevi icra edecek uçağa, Ankara'daki Hava Kuvvetleri Komutanlığı Harekât Merkezi'nden komuta edilecek. Uçağın şekli ve görüntüsü de bir parça değişecek.” ifadelerini kullandı.
Büyük oranda karbon kompozit malzemeden yapılan uçağın gövde ve kanatlarıyla radar görünürlüğünün düşük olması, gece/gündüz her türlü hava şartlarında keşif, gözetleme ve hedef tespiti yeteneklerine, jet yakıtı kullanan 155 beygirlik dizel motora ve uçuş süresi boyunca çalışabilen buz önleme sistemine sahip olması, ANKA'nın ayırt edici özellikleri arasında yer alıyor. TUSAŞ yetkilileri, 2013 yılında en az iki bölge ülkesi ile satış ve ihracat sözleşmesi imzalanmasının hedeflendiğini dile getiriyor. Zaman daha önce, kritik sistemleri yerli olarak sunulan ANKA'nın uçuş kontrol bilgisayarının İsrail'den alındığını ortaya çıkarmıştı. Savunma bürokratları, bu sorunun aşılacağını ve söz konusu bilgisayarın Türkiye'de üretileceğini belirtiyor.

9 Mayıs 2013 Perşembe

ANKA hem görecek hem vuracak


ANKA hem görecek hem vuracak

“Mini Akıllı Mühimmat” küçük boyutlarına rağmen kullanılan yüksek tahrip gücüne sahip savaş başlığı ile kendisine göre daha büyük bombaların gücüne ulaşabiliyor.
BİR METRELİK DEV
Bomba, 25 kilogramdan düşük ağırlığı ve 1 metreden kısa boyuyla özellikle hafif uçaklar ile insansız hava araçlarından atılabilmesi için geliştirildi. Lazer tarayıcı başlığı ile yüksek vuruş hassasiyetine sahip olan bomba, hareketli hedeflere karşı da kullanılabiliyor. Yapılan testlerde bombanın kara araçları, radar antenleri ve 50 metre çapında bir alana dağılmış düşman personeli (maket) üzerinde etkili olduğu görüldü. 8 kilometre menzili olan bomba, lazerle işaretlenen hedefte yüksek tahribat yaratıyor



8 Mayıs 2013 Çarşamba

Roketsan’dan İHA’ya özel yeni silah


Roketsan’dan İHA’ya özel yeni silah
Roketsan, insansız hava sistemlerinde (İHA) kullanılmak üzere ‘mini akıllı mühimmat’ (MAM) isimli yeni bir silah geliştirdi. IDEF 2013’te ilk kez görücüye çıkan mini akıllı mühimmat, tüm boyutlardaki İHA (İnsansız Hava Aracı) ve hafif taarruz uçaklarındaki kullanım ile ağırlığın kritik olduğu hava-yer görevlerine yönelik olarak geliştirildi. MAM, lazer arayıcı başlığına sahip. Hafif yapılar, zırhsız kara araçları, radar antenleri, silah mevzileri gibi yumuşak hedefler ve 50 metre çaptan büyük bir alanda dağılmış personel üzerinde etkili olabiliyor. Menzili ise 8 kilometre. MAM’ın, insansız hava aracı ANKA’ya entegre edilebileceği belirtiliyor. EMRE SONCAN ANKARA

Heronların yerini alacak Karayel uçuşa hazır

Heronların yerini alacak Karayel uçuşa hazır


 - İSTANBUL
Türk ordusunun, kırsaldaki teröristleri izlemekte kullandığı İsrail’den alınan insansız hava aracı Heronların yerini alacak insansız yerli gözetleme uçağı bu yıl hizmete girecek. Uçağı üreten Zorlu Holding yöneticisi Ömer Yüngül, 6 uçağı bu yıl Türk ordusuna teslim edeceklerini açıkladı.
Zorlu Holding’in savunma grubu şirketlerinden Vestel Savunma ve Ayesaş, Türkiye’nin ilk yerli taktik insansız hava aracı Karayel’i bu yıl Türk Silahlı Kuvvetleri’ne teslim edecek. Projenin ilk aşamasında 6 uçak teslim edileceğini söyleyen Zorlu Holding CEO’su Ömer Yüngül, Vestel Savunma olarak yılda 50-60 adet insansız hava aracı yapmayı hedeflediklerini söyledi.
    Taktik insansız hava aracı sistemi 6 uçak, 3 yer kontrol istasyonu ve bir fırlatma rampasından oluşuyor. Karayel ismi verilen uçak 22 bin 500 feet uçuş yüksekliği, 70 kilogram faydalı yük ve 20 saate kadar havada kalış yeteneğine sahip. Vestel’in ürettiği uçak paraşütle yere inebilme ve katapulttan (launcher) atılabilme özelliğinden dolayı piste ihtiyaç duymaksızın iniş kalkış yapabilecek. Benzerlerinden ayrışan bu özelliği sayesinde Karayel, deniz platformundan da fırlatılabilecek.
    Bu yıl 11’incisi düzenlenen ve dün İstanbul TÜYAP Fuar Merkezi’nde açılan Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı IDEF 2013’te aracı tanıtan Zorlu Holding CEO’su Ömer Yüngül, Karayel’in mühimmat değil gözlem uçağı olduğuna dikkat çekti. Yüngül, “Karayel, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından gözlem amaçlı kullanılacak.” dedi. Proje kapsamında yazılım ve mekanik dahil 25 milyon dolardan fazla harcadıklarını dile getiren Yüngül, “Şu anda Sivrihisar’da denemeleri yapılıyor. Önümüzdeki 1-2 hafta içinde uçuş testleri başlayacak. Bu sene içinde 6 uçağın hepsini teslim edeceğiz.” dedi. 6 uçağın maliyetinin 40 milyon doları bulduğunu kaydeden Yüngül, “3-4 yıl içerisinde mevcut üretim tesisi bize yetmez. Sipariş olduktan sonra seri üretime geçebiliriz.” dedi. Özellikle savaş araçlarında mekanik üretiminden çok yazılımın önemli olduğuna dikkat çeken Yüngül, “Yazılımı sağlayamıyorsanız tamamen dışa bağımlı oluyorsunuz. Biz bu alandaki birikimimizi savunma sanayiine aktarmak için savunma araçları üretimine girdik.” dedi. Karayel’in 500 kg yükle kalkabilen bir uçak olduğunu da belirten Yüngül, “Bunları savaş uçağı haline döndürebilmek çok da zor değil. 3-5 sene içinde bu uçakların daha fazla yer alacağı bir ortam içine doğru gidiyoruz.” diye konuştu. Savunma sanayiinde yıllık 15 milyon dolarlık ihracat yaptıklarını belirten Yüngül, “Bunun bir kısmı yazılım, bir kısmı mekanik işler. Biz 2014’ten itibaren artık ihracatta her sene ikiye katlayarak devam edeceğimizi ümit ediyoruz ve yola da öyle çıktık.” açıklaması yaptı.
    Vestel Savunma ve Ayesaş Genel Müdürü Aziz Sipahi ise üretim aşamasında aracın otopilot yazılımı ve donanımından yer kontrol istasyonunun geliştirilmesine ve gövdeye kadar tamamen Vestel Savunma bünyesinde gerçekleştirildiğini kaydetti. Karayel’in insansız hava araçlarında NATO’nun koyduğu uçuşa elverişlilik standartlarına (STANAG 4671) uyumlu olarak geliştirilip üretildiğini belirten Sipahi, “Ayrıca yine NATO 4586 birlikte çalışabilirlik standardı ile uyumlu geliştirilen yer kontrol istasyonu, diğer insansız hava araçlarını kontrol edebilme özelliğine de kavuşturulabilecek.” dedi. Fuarda Karayel’in yanı sıra pilotaj eğitiminde kullanılacak insansız hava aracı Bora da tanıtıldı. Bora, 18 bin feette 10 kg faydalı yükle 5 saat havada kalabiliyor.
     Savunma sanayiinin gelişmesi için sektörün vakıf şirketlerinin tekelinden çıkması gerektiğini söyleyen Yüngül, “Aselsan gibi vakıf şirketleri pastanın yüzde 90’ını alıyor. Bu durumu sağlıklı görmüyoruz. Her şeyin liberalleştiği konuda silah sanayiinin de böyle olması gerekir.” diye konuştu.

Pilotlar ATAK'a yerli simülatörlerle hazırlanacak


Pilotlar ATAK'a yerli simülatörlerle hazırlanacak


Helikopter pilotları ve teknisyenlerinin ATAK helikopterinde intibak, harbe hazırlık ve göreve yönelik eğitimleri için ATAK Helikopter Simülatörü tedarik edilecek.
         Savunma Sanayii Müsteşarlığı'ndan (SSM) yapılan açıklamaya göre, IDEF 2013 Fuarı'nda "Atış Eğitim Simülatörü (ATESİM)", "TESİM – BTES ve Uçsar Opsiyonları" ile ATAK Helikopteri Simülatörü (ATAKSİM)" sözleşmeleri, bugün düzenlenen törenle imzalanacak. 
         Atış Eğitim Simülatörü Projesi ile Özel Kuvvetler Komutanlığının temel nişancılık ve ortak muharebe yeteneklerinin arttırılmasına yönelik eğitim sistemleri geliştirilecek. Atış simülatörü, Savronik Elektronik AŞ ana yükleniciliğinde Türk savunma sanayi tarafından yerli olarak üretilecek. Proje, 24 ay içerisinde tamamlanacak. 
         
         -TESİM – BTES ve UÇSAR Opsiyonları ek sözleşmesi- 
         
         Bilgisayar Tabanlı Eğitim ve Uçak Sistemleri Arıza Eğitici Sistemleri ile de Hava Kuvvetleri Komutanlığının pilot eğitiminde kullandığı uçakların pilot yer eğitimi ve bakımcı eğitimlerinde kullanılmak üzere eğitim sistemleri geliştirilecek. 
         BTES projesi ile pilot adaylarının sınıf ortamında veya bireysel çalışmalarına imkan sağlayan yazılım ve içerik tamamen yerli olarak üretilecek. 
         UÇSAR projesi ise benzer bir eğitim sistemini bu uçakların bakımında görevli personelin hizmetine sunacak. Projelerin 24 ay içerisinde tamamlanması hedefleniyor. 
         
         -ATAK Helikopteri Simülatörü (ATAKSİM) Sözleşmesi- 
         
         SSM tarafından yürütülen en önemli projelerden biri olan Taarruz Taktik Keşif Helikopteri (ATAK) Projesi kapsamında temin edilecek sistemlerin en verimli ve etkin şekilde kullanılması için de ATAK Helikopter Simülatörü tedarik edilecek. Simülatör, helikopter pilotları ve teknisyenlerinin T-129 ATAK helikopterine "intibak, tazeleme, acil durum, harbe hazırlık ve göreve yönelik" eğitimlerinde kullanılacak. 
         Proje, Havelsan ana yükleniciliğinde ve TUSAŞ ana-alt yükleniciliğinde gerçekleştirilecek. İlk ürünler 36'ıncı ayda, son ürün ise 42'inci ayda teslim edilecek. 
         Öte yandan, ATAKSİM projesinde tedarik edilecek sistemlerin mümkün olduğunca yerli sanayi katılımı ile gerçekleştirilmesi planlandı. bu kapsamda taktik çevre yazılımı HAVELSAN firması ve yerli bir alt yüklenicisi tarafından yerli olarak geliştirilecek.

İSTANBUL SEMALARINDA TARİHİ UÇUŞ


11’inci Uluslararası Savunma Sanayi Fuarı kapsamında Türk ve yerli savunma sanayi ürünleri tanıtıldı. Fuara, gösteri yapan Türk helikopteri “Atak” damgasını vurdu.

Fuarda tanıtımı yapılan ve yüzde yüz yerli yapım olan helikopter, Büyükçekmece koyu üzerinde gösteri uçuşu yaptı.

Gösteriyi Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, Mısır Savunma Bakanı General Abdülfettah El Sisi, Zambiya Savunma Bakanı Geaoffrizey Mwamba ile birlikte izledi. Saat 16.00 sıralarında gerçekleştirilen gösteri uçuşunu Bakan Yılmaz ve beraberindekiler, yata binerek gittikleri Heybeliada adlı firkateynden izledi.

Firkateynlerin olduğu hava sahasına gelen Atak, ilk önce basın mensuplarına gösteri yaptı. Ardından bakanların bulunduğu geminin üstüne gitti.

Burada akrobatik hareketler sergileyen Atak, sahilde vatandaşların bulunduğu yerde gösterisini tamamladı. Milli helikopter Atak, izleyenlerden tam not aldı.






 

ANKA'NIN FİYATI AÇIKLANDI


Milli imkanlarla tasarımı gerçekleştirilen insansız hava aracı ANKA'nın testlerde başarılı performans ortaya koyduğu ve göreve hazır olduğu bildirildi.
TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi'nde düzenlenen 11. Uluslararası Savunma Sanayi Fuarı (IDEF'13) katılımcılarından Türk Havacılık ve Uzay Sanayi AŞ'nin (TUSAŞ) standında yer alan insansız hava araçları "ANKA" ile "R-300 helikopter" büyük ilgi görüyor.
TUSAŞ İHA Sistemleri Mühendislik Grup Müdürü Remzi Barlas, Ocak ayında Savunma Sanayii Müsteşarlığı ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı yetkililerinin katılımıyla gerçekleştirilen testlerde, ANKA'nın, 120 kilogram ağırlığındaki kamera ile 23 bin fit yüksekliğe çıkıp görüntü aktardığını, 18 saat havada kaldığını ifade etti.
ANKA'nın testlerde başarılı bir performans ortaya koyduğunu vurgulayan Barlas, gözetleme yapabilen insansız hava araçlarının, sınır güvenliği açısından büyük öneme sahip olduğunu aktardı.
Barlas, ANKA'nın özelliklerini şöyle sıraladı:
"Uçağımızın, kalkışından inişine kadar hiç bir pilot müdahalesine ihtiyacı yok. Görev planına bağlı kalkıp, görevi ifa ettikten sonra inebiliyor. ANKA bunu testlerde en güzel şekilde gösterdi. ANKA'nın bizim için en önemli özelliği; tamamen Türk mühendisleri tarafından yapılması. Proje kapsamında geliştirdiğimiz 3 milyon satır yazılımın en ufak detayına hakimiz. Uçak üzerinde herhangi bir değişiklik yapmamız gerekirse bunu kendimiz yapabiliyoruz. Buzdan koruma sisteminin rakip sistemlere göre üstünlüğü var. Diğer rakip uçaklardan 15-20 knot daha hızlı uçabiliyor. Bu da birim zamanda gözetleyebileceği alan büyüklüğünü artırmasını sağlıyor ve kötü hava koşullarından daha az etkileniyor. Üzerinde dizel motor var. Bu da çok önemli bir avantaj. Çünkü diğer uçaklarda 130 oktan benzin kullanmak gerekiyor ki, bunu her üste bulmak mümkün olmayabiliyor. Uçağımız havacılıkta kullanılan JP-8 dizel yakıtın dışında her arabada kullanılabilen dizel yakıtı da kullanabiliyor. Uçağımız üzerinde bir çok yedeklik mevcut. Her uçakta bu kadar çok yedeklik olmayabiliyor. Herhangi bir bölüm arıza yaptığında uçak kendisi arıza olan bölümü devreden çıkarıp, inişini emniyetle gerçekleştiriyor."
Projeye 2007'de başladıklarını ve aracın bugüne değin çeşitli testlerden geçtiğini anlatan Barlas, geçen yıl kasım ayında teknik hata nedeniyle bir uçağın düştüğünü hatırlatarak, bu hatayı laboratuvar testlerinde göremediklerini söyledi.
Remzi Barlas, "Bu kaza nedeniyle tüm yazılım testlerini tekrar gözden geçirdik. Hata modlarını irdeledik ve şu anda bize göre artık hatası hiç kalmamış olan uçağımızı göreve hazır hale getirdik. Bunu da kabul testlerinde bir kere daha kanıtlandı. ANKA, bugün itibarıyla envanterimizdeki Heronlara denk görev yapabilecek kapasiteye sahip" diye konuştu.
"TSK'NIN BAZI İSTEKLERİ DAHA VAR"
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) ilave istekleri de bulunduğunu belirten Barlas, Hava Kuvvetleri Komutanlığı'nın envantere katmak istediği sistemlerin bundan bir nebze daha ileri versiyon olması gerektiğini söyledi.
Barlas, TSK'nın, uydu haberleşme sistemleri, haberleşme rölesi gibi istekleri bulunduğunu ifade ederek, "Bu konuda çalışıyoruz. TSK için ANKA'nın üst versiyonunu hazırlıyoruz" dedi.
ANKA'NIN DEĞERİ 5 İLA 8 MİLYON DOLAR
ANKA'yı mevcut haliyle başka ülkelere pazarladıklarını bildiren Barlas, bu kapsamda bazı ülkelerle görüşmeler yaptıklarını anlattı.
Benzer sıkletteki insansız hava aracı sistemlerinin fiyatlarının 5 ila 8 milyon dolar arasında değiştiğini kaydeden Barlas, ANKA'nın da bu aralıkta bir fiyatla satılacağını belirtti.



4 Mayıs 2013 Cumartesi

TULPAR , Paletli araçta dışa bağımlılığı bitirecek gelişme


Türkiye’nin kara sistemleri üreticisi Otokar, 50.yılını kutladığı 2013’te ürün ailesini genişletirken ürünlerine paletli zırhlı  muharebe araçlarını da ekliyor. Tüm fikri mülkiyet hakları Otokar’a ait olan TULPAR ile Otokar, paletli zırhlı aracını da Türkiye’de tasarlıyor, dışa bağımlılığı sona erdirecek.
Türkiye’nin en büyük özel sermayeli ve milli savunma sanayi kuruluşu Otokar, dünyaca ünlü taktik tekerlekli ailesine eklediği paletli zırhlı aracı ve yeni kule sistemleri ile artık Türkiye’nin kara sistemleri konusunda tüm ihtiyaçlarına cevap veriyor. 3 Mayıs 2013 tarihinde, Otokar’ın Sakarya’daki üretim tesislerinde düzenlenen toplantıda Otokar’ın üretim listesine eklediği yeni araçlar tanıtıldı. Araçlar ilk kez 7-10 Mayıs tarihleri arasında İstanbul’da düzenlenlenecek IDEF Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı’nda görülebilecek.
TULPAR paletli zırhlı araçlarda dışa bağımlılığı sona erdirecek
Tekerlekli zırhlı araçlar konusunda ürün ailesini  4x4 tahrikliden 8x8’e ve 4 tondan 28 tona kadar geniş bir ürün ailesi ile tamamlayan Otokar, 50. kuruluş yılında zırhlı araç alanındaki bu deneyimini paletli araç alanına da taşıyor. Otokar mühendisleri tarafından tasarlanan, ülkemiz işçisi tarafından üretilen TULPAR
ile Otokar, paletli araçlarda da dışa bağımlılığı sonlandırmayı hedefliyor. Otokar’ın fikri mülkiyet hakları kendisine ait yeni TULPAR aracı günümüzde NATO ülkelerinde yürütülen ve benzeri araç programlarında yer alan zırhlı muharebe araçları ile eşdeğer yetenek ve özelliklerde tasarlandı. İsmini Manas Destanı’ndaki savaşçıları koruyan efsanevi kanatlı attan alan TULPAR, 21. yüzyılın gereksinimleri doğrultusunda ana muharebe tankları ile birlikte görev yapabilecek nitelik ve özelliklerde geliştirildi. TULPAR, modern araç ve teknolojilerine sahip olmak isteyen ülkelerin silahlı kuvvetlerinin gelecekteki kara savunma ihtiyaçlarına cevap verebilecek, 21 yüzyıl ihtiyaçları için tasarlanmış yeni nesil bır zırhlı muharebe ve zırhlı personel taşıyıcı aracı...  TULPAR şimdi 30’a yakın ülkedeki Otokar kullanıcılarına tanıtılmaya hazırlanıyor.
COBRA ailesi büyüyor, COBRA II görücüye çıkıyor
Kara sistemlerinde ihtiyaç duyulan her türlü ürün ve sistemi üretme misyonu ile Otokar, taktik tekerlekli zırhlı araçlarını da yeni ürünlerle genişletiyor. Otokar, Türkiye dahil dünyada 15 ülkede kullanılan COBRA’nın başarısını ailenin yeni modeli COBRA II’yle pekiştirmeye hazırlanıyor. Gelişen ihtiyaçlar ve Otokar’ın beş kıtaya yayılmış mevcut kullanıcılarının talepleri doğrultusunda tasarlanan COBRA II, COBRA ile aynı hareket kabiliyetlerine sahip ancak farklı görevler için daha yüksek taşıma kapasitesine ve daha büyük iç hacime sahip. Ailenin tamamlayıcı üyesi COBRA II’yi IDEF’te ilk kez dünyaya tanıtmaya hazırlanan Otokar, sınıfının hareket kabiliyeti, yüzebilmek kabiliyeti, koruma ve modülerlik bakımından dünyadaki tek örneği olan mevcut COBRA’nın da üretimine devam edecek.
Otokar’dan yeni bir Zırhlı Personel Taşıyıcı: URAL
Otokar’ın bir başka yeni taktik tekerlekli zırhlı aracı olan URAL, Otokar’ın emniyet ve iç güvenlik araçları konusundaki deneyiminin son ürünü. Üstün hareket kabiliyeti ve yüksek koruma seviyesi ile iç güvenlik, yarı askeri amaçlı farklı görevlere uygun araç alt yapısına sahip URAL, özellikle yurtiçi kullanıcılarının daha
yüksek taşıma kapasiteli, sürüş ve personel konforunu da önplanda tutan bir zırhlı araç ihtiyacından yola çıkılarak geliştirildi. Otokar’ın mevcut ZPT zırhlı personel taşıyıcısı ile COBRA aracı arasındaki ihtiyacı dolduracak URAL, Otokar’ın diğer tüm zırhlı araçları gibi modüler bir yapıya sahip.
Otokar’dan yeni kule sistemleri...
1989 yılından bu yana kule sistemleri konusunda çalışmalar yürüten, 1990’lı yıllarda “12,7 mmMKT kulesi” ile Türkiye’de tasarlanan ve üretime giren ilk hafif silah kulesini tasarlamış olan Otokar, genişleyen zırhlı araç ailesi ile birlikte 2011 yılından bu yana kule sistemlerine ağırlık vermeye başladı. Otokar kule sistemleri tasarım ve entegrasyon konularında 25 yıla yaklaşan deneyimi ve uzmanlığının bir ürünü olarak, 2011 yılında Mızrak-30’u tanıtmıştı. Otokar bu yıl da 7,62 mm’den 30 mm’ye kadar olan uzaktan kumandalı silah sistemleri BOZOK, BAŞOK VE ÜÇOK’u IDEF fuarında tanıtmaya hazırlanıyor.
Otokar, bu sayede kullanıcılarına kara sistemleri alanında küçük kalibrelerden orta kalibrelere kadar yayılan, birbirini tamamlayan, alternatif çözümleri sunma kabiliyetini artırıyor. Otokar kule sistemlerinin üstün performans özellikleri ve yüksek teknolojik seviyeleri ile Otokar, platformlarının gücüne güç katmayı ve uluslararası rekabette farklılık yaratmayı hedefliyor.
Ülkemizin kara sistemleri alanındaki tüm ihtiyaçların karşılamaya hazırız.
Otokar Genel Müdürü Serdar Görgüç, “Savunma sanayi alanında faaliyet gösteren en deneyimli şirket olarak 2013 yılı itibarıyla taktik zırhlı araçlarımıza paletli zırhlı araç ailesini de ekliyoruz. Mühendislik kabiliyetimiz ve Ar-Ge’ye yaptığımız yatırımlarla fikri mülkiyet hakları bize ait olan özgün ve milli kule sistemleri konusunda da yeniliklere imza atıyoruz. Kabiliyetlerimizi artırarak, kara sistemleri alanında uzman, yetkin ve en deneyimli şirket olduğumuzu tekrar gösteriyoruz. Paletli zırhlı araçlarda gelişen tehditlere bağlı olarak dünyadaki ihtiyacın üstün atış gücü, yüksek taşıma kapasitesine hem de yüksek
koruma seviyesine sahip araçlar olduğunu gözlemledik. Bu kapsamda geliştirdiğimiz yeni aracımız TULPAR, bu ihtiyaçlara modülerlik ve hareket kabiliyeti ile en iyi şekilde hitap edecek. TULPAR ile hedefimiz öncelikli olarak Türk Silahlı Kuvvetleri ve sonrasında ihracat pazarları olacak.” dedi.
2012 yılında 51 milyon TL Ar-Ge yatırımı yaptıklarını belirten Görgüç, “Ar-Ge’nin Otokar cirosundaki payı yüzde 5. Son 10 yılda toplam 188 milyon TL Ar-Ge harcaması yapıldı. 2012 yılında devreye aldığımız Tank Test Merkezi de bu yatırımların bir sonucu. Aynı zamanda 6Dof isimli yeni test merkezimiz ve kule sistemleri konusundaki çalışmalarımız da devam ediyor.” diye konuştu.
Dünyada 5 kıtada 30’a yakın ülkede 28 binden fazla Otokar aracının kullanıldığını belirten Görgüç, “40’tan fazla farklı kullanıcı ile temas halindeyiz. En büyük tercih edilme özelliklerimiz; gücümüz, araçlarımızın performansı ve sunduğumuz lojistik destek. Bu sayede kullanıcılar ile sürekli temas halindeyiz,
ihtiyaçlarını daha yakından analiz edip, bu ihtiyaçları yanıtlayabilecek çözümleri hızlı şekilde  oluşturuyoruz. Bu da kullanıcı memnuniyeti ve genişleyen ürün gamı olarak bize yansıyor.” dedi.
50 yıldır otomotiv sektöründe faaliyet gösterdiklerinin altını çizen Görgüç sözlerini şu şekilde tamamladı: “Türkiye’nin ilk taktik aracını 1966’da, ilk zırhlı aracını 1983’te, ilk askeri zırhlı aracını 1990’larda ürettik. 1993 yılında Türkiye’den ilk kez askeri zırhlı aracı ihraç ettik. 1987’den bu yana savunma sanayiinde aktif görev alıyoruz. Halka açık bir firmayız, yabancı ortağımız yok, Türkiye’nin tek milli askeri araç ve kara sistemleri üreticisiyiz. Ürünlerimizin fikri mülkiyet hakları bize ait. Güçlü, güvenilir yapıdayız; ticari işlerimiz sürdürülebilir büyümemizi sağlıyor.”

Yerli Tank Altayı TULPAR Koruyacak

 - ANKARA
İlk yerli tank Altay’ın üretimine devam eden Koç Grubu şirketi Otokar, yeni nesil tankları muharebe alanında korumak için Tulpar isimli paletli zırhlı aracı geliştirdi.
Yurtdışına satışı da hedeflenen araç, talebi halinde Türk ordusu için üretilecek. İsmini Manas destanındaki kanatlı attan alan Tulpar, NATO araç programlarında yer alan zırhlı muharebe ile eşdeğer yetenek ve özelliklerde tasarlandı. Muharebe alanında sert iklim ve ağır arazi şartlarında tank ile beraber gönev yapacak şekilde geliştirildi. 25-45 ton sınıfında olan araç, balistik ve mayın korumasına da sahip. Tulpar, önümüzdeki yıllarda TSK envanterine girecek A400M askeri nakliye uçağı ile de taşınabilecek. Tulpar’ın silah kulesine füze entegre edilebiliyor. Araç, 10 askeri taşıyabiliyor. Tulpar, önümüzdeki hafta düzenlenecek Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı’nda görücüye çıkacak. Otokar Genel Müdürü Serdar Görgüç, “Tulpar ile de hedefimiz öncelikli olarak TSK ve sonrasında ihracat pazarları olacak.” dedi.